KURBANLIK OLARAK NEDEN KOÇ KESİLİR?

— Öyle zannederim ki, Allah emretmiştir.
— Allah-ü Teâlâ’nın emrine uymak elbette lâzımdır. Onun emrini, can-ı gönülden kabul ederiz. Onun Allah-ü Teâlâ’nın emrine uyması elbette en güzel iştir. Şeytan ondan yüz bulamayınca, yine aynı kıyafette Hazreti İsmail’in yanına geldi. Hazreti İsmail edeple babasının arkasından yürüyordu. Şeytan, kandırmak ümidiyle, Hazreti İsmail’e sordu:
— Baban seni nereye götürüyor, biliyor musun?
— Dostunun ziyaretine.
— Vallahi seni öldürmeye götürüyor.
— Hiç babanın oğlunu öldürdüğünü gördün mü? Öyle zannederim, Allah-ü Teâlâ emretmiştir.
— O emretti ise, can-ı gönülden razıyım. Şeytan Hazreti İsmail ile Hazreti İbrahim’e görünerek onlara vesvese vermeye çalıştı ise de, şeytanı dinlemediler. Hazreti İsmail, şeytanın arkasından yedi tane taş attı. Hacıların şeytan taşlaması buradan kaldı. Hazreti İbrahim, bugün Mina denilen yere gelince, oğlunu kurban etmek için hazırlandı. Hazreti İsmail tevekkülle babasına teslim oldu. Zira babasının Allah-ü Teâlâ’nın emrini yerine getirmesi gerekiyordu. Hazreti İbrahim, oğlu Hazreti İsmail’i yere yatırıp bıçağı boynuna çaldı ise de, bıçak Allah-ü Teâlâ’nın emri ile kesmedi. Taşa vurdu, taşı kesti. Nihayet Cebrail Aleyhisselâm Allah-ü Teâlâ’nın emriyle cennetten bir koç getirdi. Cebrail Aleyhisselâm koçu getirirken makamından, “Allahü ekber, Allahü ekber” diyerek geldi. Hazreti İbrahim bu tekbiri işitince; “Lâ ilâhe illallahü vallahü ekber” dedi. Hazreti İsmail de; “Allahü ekber ve lillâhil hamd” diyerek tekbiri tamamladı. Hazreti İbrahim koçu kurban etti. Bu tekbirler onlardan itibaren sünnet oldu. Onların bu hâli Kur’an-ı kerimde anlatılmakta ve mealen; “Muhakkak ki bu açık bir imtihandı” buyurulmaktadır. Hazreti İbrahim, kurban hâdisesinden sonra Hazreti Sâre’nin yanına döndü.

PEYGAMBERİMİZ VE KURBAN

Bunun benzeri bir hâdiseyi de Peygamber efendimizin babası Abdullah da geçirmişti. Abdullah’ın babası Abdülmuttalib o devirde Mekke hakimiydi. Zemzem kuyusunu yeniden ortaya çıkarıp, tamiri esnasında on erkek çocuğa sahip olduğundan, birini kurban etmeyi adamıştı. Arzusu gerçekleştikten sonra, gördüğü bir rüya üzerine adağını hatırladı. Kurban edilecek oğlunu belirlemek maksadıyla oğulları arasında kura çekti. Kura Abdullah’a çıktı. Abdülmuttalib, Medineli bir kâhin tarafından teklif edildiği üzere, o günkü âdete göre diyet olarak kabul edilen on deve getirtti. Abdullah ile develer arasından kura çekildi. Kura Abdullah’a çıkınca, deve sayısını on adet artırdı. Develerin sayısı yüze ulaşınca, kura develere çıktı. Bunun üzerine yüz deveyi kurban ederek çok sevdiği oğlu Abdullah’ı kurtardı. Peygamber Efendimiz Hazreti İsmail’i ve babası Abdullah’ı kastederek; “Ben iki kurbanlığın oğluyum” buyurmuştur.
Allah-ü Teâlâ Kâbe’nin yapılmasını emredince, baba oğul Kâbe’nin eski temelini bulup yeniden inşa ettiler ve şöyle duâ ettiler: “Ey Rabbimiz bizden bu hayırlı işi kabul et. Hakikaten sen duâmızı işitici, niyetimizi bilicisin.”
İşte İslam’da Kurbanın yeri, kurban ibadetinin ve kurban kesmenin hikmeti Kuranı Kerim’de de geçen bu kıssaya dayanmaktadır. Bu Kıssa hac ibadetinin de temellerini oluşturmaktadır.

Yorum yapın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir