ALLAH İÇİN KURBAN KESMEK

İbrahim Aleyhisselâma ikinci gece, yine rüyasında aynı melek gelerek dedi ki:
— Ben, Allahü Teâlâ’nın elçisiyim. Allahü Teâlâ, bu oğlunu kurban etmeni istiyor.
Bunun üzerine Hazreti İbrahim uyanınca, gördüğü rüyanın rahmanî (Allah tarafından) olduğunu anladı. Bundan dolayı bu güne Arefe (Anladı demektir) denildi. Üçüncü gece yine aynı rüyayı gördü. Artık Hak Teâlâ’nın emri olduğunda hiç şüphesi kalmadı. “Bu emri muhakkak yerine getirmem gerek” diyerek, hanımı Hacer’in yanına geldi ve dedi ki:
— Ey Hacer, benim gözümün nuru oğlum İsmail’i yıka, en iyi elbisesini giydir, saçını tara, onu dostuma götüreceğim. Sonra; Hazreti İsmail’e dedi ki:
— Yanına ip ile bıçak al!
— Bunları ne yapacağız baba?
— Allah rızası için kurban keseriz. Yolda giderken, Hazreti İsmail, babasına sordu:
— Nereye gidiyoruz?
— Dostuma.
— Evi nerededir?
— O, evden ve mekândan münezzehtir. Yer ve gök Onun mülküdür.
— Babacığım! O bizimle oturup yemek yer mi?
— O yemekten ve içmekten de münezzehtir. İbrahim Aleyhisselâm, oğlu İsmail’i kurban etmek için götürürken, şeytan; “Eğer bugün İbrahim’in (Aleyhisselâm) evinde bir fitne çıkaramazsam, bundan sonra onları hiç fitneye düşüremem” diyerek harekete geçti. Yaşlı bir adam kıyafetinde Hazreti Hacer’in yanına geldi. Ona dedi ki:
— İbrahim oğlunu nereye götürdü?
— Bir dostunu ziyarete götürdü.
— Hayır, onu kesmeye götürdü.
— Baba, oğlunu boğazlamaz. Şefkat buna mânidir.

Yorum yapın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir